Duyguların asıl yüzü

Nedir bu kin ve nefret, etrafında dolaşan onca insan, sahi yalnız olduğunu mu unuttun…


Bir bilmece gibi yaşadığın hayatı nefretle mi tatmin edeceksin?


Manasız sitemlerle dökülen gözyaşını kim telafi edecek.


Nedir seni benliğinden alıkoyan ?


İçindeki masum çocuğu hangi kabre gömdün?


Soruların hayatı olan bu fani yaşamın belirsizliğine mi benliğini bıraktın?


Kendini bilmediğin vicdan yoksunu insanların takdirine mi bıraktın?


İçindeki meçhul edaya bir ukde bıraktın sanki, sözlerinin ardından feryat edip pişman olmayı da içindeki bir nebze kalbe mi bıraktın…


Unuttun mu asıl insanlığı?


Utanır olmuş, başı dik gezen insan.


Hürriyetin eşiğinde elinden özgürlüğü alınmış gibi gözlerin, hangi meçhulün sevgisizliğinde kaldı ?


Edepsizce denilen lafların altında kalmış, yoksunluğun da kibir atarcasına düşünmek “Şeytanın hangi oyununa denk geldin sen” ufacık divane hayatında hangi mazluma bir gülümsemeyi bile hor gördün?


İçindeki kibrin esiri olmuş benliğin, kargaşanın eşiğine gelmiş insanlar, kaçar olmuş kıyamet gibi birbirinden.


Karmakarışık olan bu istişaresiz yoldan, ırmağın suyunu kurutmuş olan sen…



Keyfi ihtiyaçlarının umursamaz tavrında, delicesine gizlice oyunların oyuncağı olmuş benliğin.


Kendinden şüphe mi edersin yoksa gram düşünce olmayan hayatında hangi melekten iyilik beklersin?


Lakin anlamaz uğraşırsın, bilmez tüketirsin, insanlığından vazgeçmiş obur bir hayata ne vaat edersin?


Islahından kaçar olmuş bedenin, zelzele misali insanların duygularını sarsarken sen…


Güneşin doğuşunu nasıl da bekledi oysaki masum ahali, istişare olmadan girilir mi hiç bu yola ?


İnsan aklı işte…


Bir umut ışığında aydınlatsaydın onca kederliyi.


Hangi düzenbaz kırdı geçti bu edebi.


Pervasız laflarınla incinir mi sandın?


Alını pak olanı yoldan çevirdin mi sandın?


Yüzünde kibir gülümsemesi olan bunca kedere sebep olman hangi temiz olanı yakar sandın?


İçinde bulunulan bencil hayata sitemli bakışlar atma öyle, bırakma kendini kötülüğün

içine, umut ışığı söndürmek yerine umut ol, yardıma muhtaç mazlumu ezme, ne aşkına yüz çevir ne de kendine.


Sözlerini düşün, senin kalbini kırmayan söz onun kalbini yok edebilir.


Kötülükten zevk alırsan kalbin zifir karanlığa bürünmüştür. Kaybolma o karanlıkta insan, senden sonra geleceklere nadide bir umut bırak, bencil olup kalp gözünü kör etme, ürkek olanı ezme, muhtaca muhalif değil mahfuz ol insan…


Sanki güzel hayallerle süslenmiş gibi, derin söyleyişler beslersin içinde…


Sanki güneş bugün doğmak istemiyor mu?


Yüzünde açacak bakışlara gülümse…


Sen insansın, bazen kendini kelimelerin akışına bırakmak senin doğanı ortaya çıkaracaktır.


Bakma kötülüğe, sen insansın düşlerde gizle biraz kendini, hayal kur gelişi bekle, gidişteki doğanın farkına var.


Sözlerin acı yönünde kalma.


Nedir seni, sen olmaktan öteye götüren?


Peki farkında mısın? farkında olduğuna emin misin?


Çevrendeki güzellikleri mesela…


Sokakta oynayıp gülüşen çocukların farkında mısın ? Gök yüzündeki bulutların hayran edici duruşlarını bilir misin ? Denizin dalgalarını, rüzgarın tenine dokunuşunu ya bunların farkında mısın ?


Sen nerede olduğunun farkında mısın?


Hepimizin dilindeki kin, nefret kelimelerinin bir önemi var mı gerçekten?


Sen kendine neler yaptığının farkında mısın?


Duyguların asıl yüzü son.