Vazgeçilmeyen Kibir

Kuru bir soğuk var gökyüzünde, sanki derinlerden gelen bir hüznün peşinde.


Kim demiş dünya, alem ayrı bir devirde, sebebi belli olmayan huzur şimdi nerede?


Belirsizliğin içinde kalakalmış benliği, meçhulde süzülürdü oysaki…

Etrafına hiç bakıyor musun dikkatlice?


Şimdi bir hüzün çıkar gelir, şaşkın bir bakış atar etrafa, söylesene hangi devir bu?


İnsanların bakışarak birbirinden kaçtığı bencil düşüncelerin çemberinde kimsesiz bir başına kaldığı bu devir hangi devirdir?


Sahi bizim elimizden gelen kendimizce yaptığımız veya bozduğumuz devir bu devir mi?


Aramızda bir namla dolaşanlar için kırıp dökmek, sertçe sözler söylemek kırılan onca kalbe reva mı?


Güzel sözlerin esiri olmak varken kırılan kalplerin vicdan azabında kalmak ancak bize mahsus olmalı.


Aklı, vicdanı rehavet de.


Çaresizliğin içinde hapis olmuş bedeni!


Hiç düşünmez mi ?


Kırılan kalple huzur gelmeyeceğini.


Lakin anlamaz mı insan?


Acaba korkusundan mı kalp kırar? Yoksa düşüp kalkmaktan mı?


Hatta pervasızca gülümsemek için mi kırar kalbi?


Anlam verilmeyen bir durum var burada, dolaşır durur huzur, huzur diye ama huzuru yakalamak için ne yapar kalp kırmaktan başka.


Başkasının huzursuzluğunda huzuru bulacağını mı zanneder?


Çok gariptir, öyle bir alışkanlık olmuş ki, sanki önemli bir şey değilmiş gibi bir yürüyüşüyle, konuşmasıyla umarsızca kaç tane insanı yıktığının farkında bile değil, belki de umurunda değil, bu daha kötü değil mi?


İçten içe kararan kalbimiz artık saflığın, masumluğun güzelliğini tadamayacak gibi…

Kibrin altında gölgelenir olmuş insan, hiç düşündün mü nereden gelir bu kibir? Ne için vardır?


Ufacık dünya hayatında kime ne için yüklenir onu ezersin?


Kara katran sularda yıkanmış gibi kalbimiz, iyiliğe gösteriş, güzelliğe haset ile bakar mı olmuş? Elindekinin kıymetini bile bilmemiş.


Saflığı aptallık görmüş anlamamış halbuki bir nebze gülümsemeye muhtaç bırakmış çevresindekileri. Kabaca bir kin tebessümü ile korkutur olmuş sevdiklerini…

Ne zaman bitecek bu bencillik?


Kasvetli havalarda kapanmış ruhun güzelliği.


Artık kederin, kibrin, bencilliğin duruşlarını bir kenara bırakıp, geceden gündüz oluşu, gündüzden gece oluşunu izlemek, derin bir nefes alıp gözetlemek varoluşu, şu kısa hayatı huzurla geçirmek…


Vazgeçilmeyen Kibir son.